11 Eylül 2007 Salı

11 Eylül ile güldürenler / Videolu

Şimdi böyle bir başlığın altında tabii herkes komplo teorilerinden tutun da, dünyadaki global terörizmin ahvalinden haber verecek bir yazı bekleyecektir. Hak veriyorum.

Ama aslında bu yazı tam başlığı gibi gülmekle ilgili… Gerçekten bildiğimiz gülmek, kahkaha atmak ve güldürme sanatı…

11 Eylül’le dünyanın taş, demir ve modern çağlarından çıkıp küresel terörizm çağına geldiği artık herkes tarafından biliniyor. Tabii henüz çocuklarımızın okullarının duvarlarında asılı olan dünyanın çağları tablolarında Fransız İhtilaliyle başlayan Yeni Çağdan sonra başlayan bir çağ yok. (bir ara uzay çağından bahsediliyordu ama uzaya gitmek kimseye bir fayda sağlamayınca kimse onu yeniçağı diye sahiplenmedi). En azından biz küresel kamuoyu olarak 11 Eylülle beraber küresel terörizm çağına girdiğimizi biliyoruz, farkındayız. Hatta biraz batıda yaşıyorsak, biraz yolculuk yapıyorsak dünyada 11 Eylül’le açılan küresel terörizm çağından sonra söylediklerimize, ne taşıdığımıza, ne yediğimize, ne içtiğimize halimize tavrımıza dikkat etmemiz gereken bir çağ başladığının farkına acı deneyimlerle varmışızdır.

İşte bu yeni çağda, her manada kıstırılmış olan ve ne yaparlarsa yapsınlar terörist olmadıklarını bir türlü kanıtlayamayan müslümanlar, ve aynı zamanda müslüman olmasa da zihni adaletten yana olan, var olan saçmalıkların farkına varabilen rasyonel insanlar sinir krizi geçirmekten belki de bir yolla kurtuluyorlar. Ya da şöyle söyleyelim, düzgün cümlelerle akıllı başlı bir şekilde anlatamadıklarını bir yolla söylüyorlar.

Mizah!

Veya ironi!


İroni sanatı, dünyanın büyük bir çoğunluğuna travma geçirtebilecek böyle bir dönemde imdada yetişmiş durumda.

11 Eylül’den sonra Amerika, komedi kültürünün bu kadar yaygın olduğu bir toplumun yaşananlardan sonra ciddi ve üzgün bir toplum olacağından korkmaya başlamıştı. Nitekim bir süre öyle oldu , komedi şovları bir süre yayından kaldırıldı, ülkenin en çok okunan mizah dergisi Onion’un yayını durduruldu, stand-up şovları kimsesiz kaldı, internet bile bir süre mizahsız kaldı. Dünyanın suratı asıldı.

Ama bir süre sonra ironi ruhu canlandı ve tabular yıkılmaya başlandı. 11 Eylül sonrası komedi kültürünün vazgeçilmez öğesi ise tabii ki Bush oldu. Sanırım herkes 11 Eylülden sonra mail listelerinden gönderilen Bush ve kabinesinin karikatürlerine rastlamıştır. Elinde “Aptallar için Terörizm” adlı kitapla Beyaz Saraya doğru ilerleyen bir Bush mesela…

Mizah bir başka görevi daha ifa etti, eleştiri…11 Eylül sonrası Amerika’nın dünyaya tanıttığı neo-çılgınlığı protesto etmenin en temel aracı oldu.

Ciddi sözlerin içinde kaybolan, bazen de söylenemeyen, ifade edilemeyen birçok şey komedi aracılığıyla gündeme getirilebildi, daha çok insana ulaşılabildi, politize olmayan birçok insan da bu yolla ciddi konularda yorum yapar hale geldi.

Allah Beni Komik Yaptı…

Amerikalılar komediyle eleştirdiler, karşı çıktılar. Bu tamam. Peki, Amerika’nın hedefte olan kesimi yani Müslümanlar bu komedi kültüründen nasip alabildiler mi?

Zaten yeterince temsil edilmeyen, önyargılarla ve stereotyplarla yaftalanan Müslümanlar içinde bulundukları acı durumdan nasıl bir mizah çıkarabilirlerdi ki?

Zaten Batı dünyası Müslümanların dünyada çare bulamadıkları adaletsizlikler yüzünden terörist olduğunu söylüyordu. Bu durumda Müslümanlar olsa olsa terörist olurdu. Müslüman kiim, mizah kiim! Değil mi ama!

Ancak durum hiç de böyle olmadı. Amerika’da Müslümanlar mizah kültürüne ciddi bir şekilde dahil oldular, ve belki de Amerika tarihinde ilk kez her kesimden insanın bir araya geldiği stand up komedi şovlarında Müslüman komedyenler herkesi güldürmeyi başardı, hem de karşılaştıkları sıkıntıları anlatarak, yani eleştirerek.

Herkesin bir bakışta terörist olarak yaftalayacağı sakallı, cübbeli, sarıklı Müslüman gençler bu defa sahneye stand up komedyeni olarak çıktı.

Müslüman gençler önce tek tük küçük çaplı gösterilerle başladılar işe. Daha sonra internetin de yardımıyla oldukça popülerleştiler. Şu anda popüler olan bir gurup Müslüman komedyen “Allah Made me Funny ( Allah Beni Komik Yaptı) başlığı altında dünyanın her yerine turneler düzenliyorlar. Stand-up showları Amerikan televizyonlarında en popüler programlarında yayınlandı ve şovlarına her kesimden insan katılıyor.

Kaliforniya doğumlu Azhar Osman uzun sakallı, siyah elbisesi yani kısacası Usame Bin Ladin kıyafetiyle en popüler Müslüman komedyenlerden biri. Stand up şovunda anlattığı uçağa binme hikâyeleri herkesi kırıp geçiriyor. Her uçağa bindiğinde yolcuların yüzlerinin sapsarı kesildiğini, ancak uçak iniş yaptığında derin bir nefes aldıklarını komik bir dille anlatıyor.

Sahneye Esslamu Aleykum diyerek çıkıyor. Sonra da “ Bilmeyenler için manasını söyleyeyim: Sizi öldüreceğim” demek. Tabi salonda korkunç bir kahkaha kopuyor.

Allah Made me Funny’de şov yapan Müslümanlar diğerlerini eleştirirken çuvaldızı kendilerine batırmaktan da imtina etmiyorlar. Müslümanlarla ilgili bir çok tipik alışkanlığı şakalarının aralarına yerleştiriyorlar.

Bu şovlar sayesinde 11 Eylül’den sonra toplumda farklı kesimler arasında azalan diyalog da yeşermiş oluyor. Siyah, Asyalı, beyaz farklı birçok ırktan insan Müslüman veya Hıristiyan mizah çatısı altında buluşuyor, beraber gülüyorlar.


Yine Azhar Osmandan bir parça:

“ Amerika’da ırkçılık konusunda oldukça mesafe kaydettik. Ancak zenciler hala adaletli bir mahkemede yargılanmadıklarını söylüyor. Müslümanlar ise mahkemede bile yargılanmadıklarından şikâyetçi. “(http://allahmademefunny.com/ )

Bush’un 11 Eylül’den sonra terörizmi destekleyen devletler Irak, İran ve Kuzey Kore için kullandığı “Axis of Evil” (Şer Ekseni) terimi de şu anda yine Mısır, İran, Filistin asıllı 4 müslüman Amerikalının bir araya gelip kurdukları Komedi Turunun ismi olarak kullanılıyor. Şer Ekseni Komedi Turu ismiyle bile Bush’un politikalarını eleştiriyor ve ezber bozuyor.

Şer Ekseninin yaptığı şovlar televizyonda komedi programı olarak da yayınlanıyor. Bir skeçlerinde, Amerika’da bir zamanların ayrımcılığa uğrayan zenci kültürü şimdi gençler tarafından nasıl “cool” olarak algılanıyor ve zenci gibi giyinmek, konuşmak bir moda haline geliyorsa bu skeçte Arapların ve Müslümanların kültürü popüler haline getiriliyor. Beyaz Amerikalılar Arap kıyafetleri giymiş, birbirlerini “selamun aleykum” diyerek selamlıyorlar. Tabii görüntüler çok komik, ama bir yandan da bu olmayacak bir şey değil. Popüler kültürün her şeyi cool ve tüketim malzemesi haline getirdiği gerçeğinin herkes farkında artık.

Üsame Gibi Olmak İstiyorum…

Diğer tarafta ise Üsame Bin Ladin mizahı var. Üsame Bin Ladin kıyafetli insanlar şovlarda, sokakta, kliplerde her yerde her şekilde boy gösterdi, gösteriyor.

En son New York’un ünlü müzikal geleneğinden kopan ünlü bir yapım şirketi Mannhattan’daki cafcaflı tiyatro üssünde yeni bir müzikali sahneye koydu. İsmi “Jihad” yani Cihad.

Bu müzikal birçok insan için mizahın sınırları aştığı yer olarak görüldü, en son İngiltere’de Edinburgh festivalinde yayınlandığında, başbakanlık web sitesine bu oyunun sahnelenmesini engelleyin mesajları yağdı. Müzikalde İngiltere'de afyon satarak zengin olmayı hayal ederken, bir terör hücresiyle başı derde giren Afgan köylüsü Seyid'in hikâyesi üzerine anlatılıyor. Seyit adlı Afgan köylü Üsame gibi olmak istiyor. Müzikalde Pembe Çador giymiş kadınlar silahlarla boy gösteriyor. Müzikalde müzik eşliğinde kendinden oldukça emin ve mutlu görünen Seyit şunları söylüyor:

"Üsame gibi olmak istiyorum

Yeryüzünde ünlü olmak için bir yeri bombalamak istiyorum.

İnsanların benden nefret edeceğini biliyorum ama

CIA benim değerimi açıkladığında

Beni, görmezden gelemeyeceklerini de biliyorum

Lütfen beni Üsame gibi yap"

Üsame gibi omak istiyorum

Paltomun altında markalı kıyafetler giymek istiyorum

Hizmetkârlarım akbabalar gibi kükrerken ben medeniyetler çatışması ilan etmek istiyorum

Göbeğime kadar sakal bırakıp youtube u ve kablolu yayınları fethetmek istiyorum

El-Cezire'de kendi şovum olsun istiyorum... "


“Cihad” adlı müzikalin neye hizmet ettiğini söylemek zor. Bir yandan Müslümanlara yapıştırılan stereotyplari kuvvetlendirirken, diğer yandan da sanki ezberi tersten okutuyor. Ama müzikalden hoşlananların profesyonel müzikal değerleriyle yapılmış Cihad’ı komik bulmamaları içten bile değil, çoğu yerde tırnaklarını yeme pahasına da olsa. (küçük bir kısmı youtube’dan izlenebilir.





9/11 Blues…

Yani sonuçta 11 Eylülden sonra başlayan küresel terörizm çağı her alanda kendi değerlerini, kendi kodlarını oluşturduğu gibi kendi mizahını da yarattı. Artık bundan sonra “bomba”, “fundamentalist terörist”, “uçak” “İslamcı” “patlatmak” “intihar eylemcisi” ve daha birçok kelime mizahın vazgeçilmez parçaları.

Pakistan asıllı İngiliz hip hopçu RizMC’Nin “9/11 Blues” adlı klibi bunun tam bir özeti. İlgilenenler için:





0 yorum:

 

Site Bilgisi

Türkiye'den ve dünyadan güncel video haberler. Son haberler, Spor, Siyaset, Kültür Sanat, Magazin, Ekonomi, Dış Haberler, Politika Haberleri, Eğlence
Video Haber Copyright © 2009 BT Designed by Pie BT
    DISCLAIMER! We do not host or upload any of the files that are available on this Weblog. We merely search on INTERNET and index popular files openly available to anyone.