23 Eylül 2007 Pazar

Kars'ta inanılmaz olay; horoz konuşuyor! video

Kars'ın Selim ilçesinde horoz "anne" diye bağırınca sahibi tarafından kesilmekten kurtuldu.



Çarşı Mahallesi Hürriyet Caddesi'nde ikamet eden Halit Atlan, iftar için kesmek istediği Keleş isimli horoz "Anne, anne' diye bağırınca kesmekten vazgeçti. Sahibinin eliyle kafasına vurduğu horozun "Anne" diye bağırması çevredekilerin de ilgisini çekti. Halit Altan'ın komşuları, horozun "Anne" diye bağırdığını duyunca sahibine kesmemesi için ricada bulunduklarını söyledi.
Halit Atlan, "Ben iftarlık için yetiştirdiğim horozu kesmek istedim. Baktım ki, 'Anne, anne' diye feryat ediyor. Ben de onun için kesmekten vazgeçmektim. Daha sonra gidip çarşıdan hazır tavuk almak zorunda kaldık" dedi.

Zonguldak sele teslim VİDEO

Zonguldak'ın Ereğli ilçesinde aşırı yağışlar nedeniyle derelerin taşması sonucu bazı ev ile iş yerlerini su bastı, trafik felç oldu.




Alınan bilgiye göre, dün gece başlayan sağanak yağmur, sabaha yakın şiddetini iyice artırarak, Kabasakal ve Pençes deresinin taşmasına yolaçtı. 1 ay önce meydana gelen sel felaketinin yaralarını yeni sarmaya çalışan Kavaklık ve Göçmenler mahallesi sakinleri Kabasakal deresinin tekrar taşması sonrası büyük korku yaşadı.
Yeşiltepe mevkisindeki köprünün tıkanması sonrası taşan sular, sosyete pazarındaki pazarcı tezgahlarını sürükledi. Yüksekkesimlerden gelen sular, Solak Köyü yolayrımında, Ereğli-Zonguldak Karayolunuda kaplayınca trafik uzun bir süre tek şeritten sağlanmak zorunda kaldı.
Kavaklık mahallesi 2. köprüde tıkanıklık meydana getiren atıklar nedeniyle, çevredeki bazı evlerin birinci katlarını su bastı.
Belediyeye ait iş makinalarının köprüde biriken atıkları temizleme çalışmaları sırasında, evlerinde mahsur kalan vatandaşları ise Belediye itfaiye ekipleri tarafından kurtarıldı.
İlçe merkezinden geçen Pençes deresinin Pazar yeri mevkiinde köprünün tıkanması sonucu, çevredeki çok sayıda iş yerini su bastı.
Emniyet ve Belediye ekiplerinin gece boyunca denetim altında tuttuğu çalışmaları, Ereğli Kaymakamı Osman Ekşi, Ereğli Belediye Başkanı Murat Sesli ve İlçe Emniyet Müdürü Hakan Yılmaz da, sabahın erken saatlerinden itibaren olay yerlerinde takip etti.
Kavaklık Mahallesi Muhtarı Nazif Kaplan, geçtiğimiz Ağustosta aynı şekilde sorun yaşadıklarını, Devlet Su İşlerine gerekli bilgiyi vermelerine rağmen hala bir çalışma yapılmamasına mahalle sakinleriyle birlikte tepki gösterdi.
Sel nedeniyle henüz hasar tespit çalışmalarına başlanamazken, yağan yağmur nedeniyle vatandaşlar ev ve işyerlerine su basmaması için çaba gösteriyorlar. Kaymakamlık bünyesinde oluşturulan kriz masası, gelen haberlere göre müdahaleyi sürdürüyor. Kriz masası, belediye ve özel şirketlerdeki iş makinalarını müdahale için dere noktalarına topladı.

HOCAM GÖZLERİN NİYE BÖYLE video

Prof. Dr. Zekeriya Beyaz bir röportajında gözündeki bozukluğu, 'Küçükken dayım salladı gözüm kaydı' diye açıkladı. Peki bu ne kadar mümkün?



Hocam, gözleriniz niye böyle? İşte hocanın cevabı....

Türkiye´nin tartışmasız en popüler ilahiyatçısı Prof. Dr. Zekeriya Beyaz.. Dini konularda yaptığı yorumlarla ´Ciddi mi yoksa kafa mı buluyor?´ dedirten Zekeriya Hoca´nın gözlükleri ve gözlerindeki bozukluk da en az verdiği ´light fetvalar´ kadar merak ediliyor.

Bu merak en sonunda Zekeriya Beyaz´ın karşısına katıldığı bir TV programında soru olarak geldi. Beyaz Hoca´yla röportaj yapan spiker herkesin merak ettiği soruyu sordu: ´Hocam sizin gözünüz ne zamandan beri bozuk?´

Zekeriya Beyaz´ın bu soruya verdiği cevap ise bir hayli ilginçti. Beyaz Hoca, ailesinin kendisine anlattığına göre dayısının kendisini sevmek için iki ayağından tutup baş aşağı sallandırarak severken gözünün aktığını ve o günden sonra şaşılık oluştuğunu söyledi.

ZEKERİYA BEYAZ´I MAHALLE BASKISI MI ŞAŞI BIRAKTI?

Zekeriya Beyaz her ne kadar gözündeki şaşılığın nedeni olarak ´dayısının sevgisini´ gösterse de, uzmanların görüşü bu yönde değil. Prof. Hayati Tolun bu konuda, “genellikle doğuştan oluyor veya kazalar ya da yüksek ateşli hastalıklar neticesinde oluşabiliyor” diyor. Prof. Tolun, doğumsal şaşılıklar konusunda: “Normal doğum sırasında eğer bebeği çıkarmak için zorlanılmışsa, alet kullanılmışsa, çocuğun başında bir ezilme, şişlik varsa, gözü hareket ettiren kasların sinirleri etkilenebilir. Ve böylece şaşılık meydana gelebilir. Bir de genetik geçişi var şaşılığın, doğumsal olanlarda. O da önemli. Annelerin ilk iki üç ay içinde hamileliği sırasında geçirdiği enfeksiyonlar da rol oynayabiliyorlar” bilgisini veriyor.

Uzmanlar, bebeklikte meydana gelen bu durumun tedavisinin 2 yaşına kadar yapılan ameliyatla düzeltilme şansının yüzde 100´e yakın olduğunu belirtiyor. Belki de Beyaz Hoca´nın ailesi o dönemde son günlerin popüler deyimi ile ´Mahalle baskısından´ etkilenmiş ve çocuklarını tedavi ettirmek yerine hocalara gitmiş olabilirler!.. Demek ki bu iş ´sallamakla´ olmuyormuş hocam!..

22 Eylül 2007 Cumartesi

Canlı yayında Tatlıses'e PKK'lı dedi VİDEO

'O bana yalancı diyor ben de O'na PKK'lı desem olur mu?'Bu sözler İbo'yu çileden çıkardı.



Kanal D'de yayınlanan Dobra Dobra programına konuk olan alternatif tıpçı Doç. Dr. Ömer Coşkun kendisini yalancılıkla suçlayan İbrahim Tatlıses'i PKK'lı olmakla suçladı. Canlı yayına bağlanan Tatlıses, Doç. Dr. Ömer Coşkun'un suçlamalarıyla çılgına döndü...

16 Eylül 2007 Pazar

Mahmut Tuncer Show programında küfür edildi!

Türkücü Mahmut Tuncer, evlenen bir çiftin ailesi ile arasındaki sorunları çözmek için kızın babası Mustafa Gökcül’ü canlı yayına bağladı.

Kızı kendisinden habersiz evlenen kızgın baba, Mahmut Tuncer’in barışma çağrılarını reddetmekle kalmadı, mübarek Ramazan ayında canlı yayında söylediği sözlerle izleyenleri şok etti.

Kanal 7 gibi dini hassasiyetleri yüksek olan bir kanalda hem de Ramazan akşamı yaşanan bu küfürlü diyaloğa Mahmut Tuncer’in tepkisi hafif kaldı.

Araya giren programın konuklarından türkücü Seher Dilovan, sinirli babanın sözleri nedeniyle herkesten özür dilemesini istedi.

İŞTE O GÖRÜNTÜLER

15 Eylül 2007 Cumartesi

Bu karga gerçekten Allah mı diyor VİDEO

İnternette dolaşan bu videodaki karga ALLAH mı diyor. Konuyla ilgili yorum yada yorumları sizlere bırakıyoruz...

Çöpdemir fena gaf yaptı / video

Güldür Bakalım yarışmasında Çöpdemir, Levent Kırca'ya öyle bir laf etti ki..



Fox TV’de yayınlanan Güldür Bakalım yarışmasında jüri üyesi olan Kadir Çöpdemir, Levent Kırca’ya canlı yayında ’Levent Hanım’ deyince bir anda herkes şaşırdı! Çöpdemir daha sonra Kırca’nın elinden öperek hatasını düzeltmeye çalıştı.

Yardım alamayınca çılgına döndü / Video

Şanlıurfa’da sara hastası 7 çocuk babası gıda yardımı için geldiği belediyede olay çıkardı. Yardım alamadığı için çıldıran 47 yaşındaki Mehmet Bilen, görevlilere saldırıp camları yumrukladı.Olay yerine gelen 5 polis Bilen’i yaka parça gözaltına aldı.
Olay,bu sabah Şanlıurfa Yoksullukla ve İşsizlikle Mücadele Derneği Gıda Bankası önünde saat 11. 30’da meydana geldi. İddiaya göre, maddi durumu iyi olmayan sara hastası Mehmet Bilen, her ay düzenli olarak aldığı gıda yardımını bu kez başka birisinin adına yardım almak için Gıda Bankasına gitti. Burada görevlilerle tartışıp kavga çıkartan Bilen, yardım alamadığı için görevlileri belediye başkanına şikayet etmek için belediye binasına gitti. Burada başkanla görüşmek istediğini dille getiren Bilen, güvenlik görevlileri tarafından içeriye alınmayınca belediyenin camlarını yumruklamaya başladı. Etrafa küfürler saçan Bilen’i etkisiz hale getirmekte zorlanan görevliler, durumu polise haber etti. Olay yerine gelen polisler, bina içersindeki Bilen’i yaka parça gözaltına alıp dışarı çıkarttı. 5 polisin güçlükle etkisiz hale getirdiği Bilen’i belediye binası önünde yere yatırıp arkadan ellerini kelepçelendi. Sürekli “ellerim kesildi, başımdan kan geliyor” diyen Bilen, polisler arasında “Bunlar üçkağıtçı Türkiye Cumhuriyetini tanımıyorlar” diye bağırdı.



Ekip otosuna bindirilen Bilen, ifadesi alınmak üzere Sarayönü Polis merkezine götürüldü

İsmail Türüt'ün, Hrant Dink suikastini öven olay klibi / video

Şarkıcı İsmail Türüt´ün ´Plan yapmayın plan´ adlı şarkısının sözleri ve ´Youtube.com´da yayınlanan klip tepkilere neden oldu. Şarkı sözlerine çekilen klipte, “Vatan satsa bir kişi anında biter işi” sözleriyle birlikte, öldürülen gazeteci Hrant Dink ve katil zanlılarının fotoğrafları yer alıyor. Kim tarafından çekildiği belli olmayan klipte, Hrant Dink cinayetinin katil zanlıları, Dink´in cenazesinde çekilen ´Hepimiz Ermeniyiz´ pankartlarının yazılı olduğu fotoğraflar da gösteriliyor. Çarşamba MHP İlçe Merkezi ile Samsun il merkezinden görüntülerin yer aldığı klipte, “Ogün öyle desinler bugün böyle desinler” sözüyle, Hrant Dink´i öldürmekle suçlanan Ogün S´nin, “Fatihalar, Yasinler bitmez Karadeniz´de” sözleriyle de cinayetin azmettiricisi olmak suçundan yargılanan Yasin Hayal´in görüntüleri veriliyor. “Hiçkimse vatanını satmaz Karadeniz´de. Vatan satsa bir kişi anında biter işi” sözlerinin geçtiği bölümde ise Dink´in Agos Gazetesi´nin önündeki cesedinin görüntüsü ekrana geliyor. Ardından, “Belli kuyruk acınız. Karadeniz´den hain çıkmaz, kahraman çıkar” deniliyor ve görüntüde, Hrant Dink cinayetinin azmettiricileri ve katil zanlısının Türk bayrağı önünde çekilen resimleri geçiyor.

DİNK´TEN ESİNLENDİ

İsmail Türüt´ün şarkısı ve kime ait olduğu belirtilmeyen klip, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, aydınlar ve Hrant Dink´in ailesinin avukatlarının tepkisine neden oldu. Avukat Erdal Doğan, konuyla ilgili imza toplanıp Cumhuriyet Savcılığı´na suç duyurusunda bulunulacaklarını söyledi. Türkü sözlerinin kendisine ait olduğunu belirten İsmail Türüt, “Klip bana ait değil. Fatiha Yasindedir demek duadadır. ´Ogün öyle desinler´ derken de Dink cinayetinin zanlılarından bahsetmedim. Böyle bir niyetim olsa ´Çakıcılar, Pekerler bitmez´ derdim. Şarkıyı yazmamda Dink cinayetinin de etkisi oldu. Çünkü bu cinayet de ülke üzerine oynan oyunların bir devamı. Ancak çekilen klibi hiç beğenmedim. Görüntüler hoş değil” dedi.

İşte şarkı sözleri

Plan yapmayın plan gitmez Karadeniz´de / Kahpelik yalan dolan tutmaz Karadeniz´de / Ne Conisi ne Rusu pusu kurmasın pusu / Bölücülük borusu da ötmez Karadeniz´de / Bırakın çan çalmayı Ermenici olmayı/ Millet böyle dolmayı yutmaz Karadeniz´de / Ogün böyle desinler bugün böyle desinler / Fatihalar Yasinler bitmez Karadeniz´de / Şerefini şanını ortaya koy canını / Hiçkimse vatanını satmaz Karadeniz´de / Vatan satsa bir kişi anında biter işi / Türk ve İslam güneşi batmaz Karadeniz´de / Bizde varken bu duruş emiceniz olsa Bush / Alayınız beş kuruş etmez Karadeniz´de / Anladık var gocunuz belli kuyruk acınız / Kargaşaya gücünüz yetmez Karadeniz´de

TÜRÜT: İLK KEZ BUGÜN GÖRDÜM

Büyük tepki alan kliple ilgili olarak İsmail Türüt ‘Bu klip hiç yakışmadı. Ben sadece Karadeniz’de oynanan oyunlara dikkat çekmek istedim. O sözleri severek okudum, Ozan Arif’in eline bileğine sağlık. O sözlerinin bir kelimesinden bile rahatsız değilim. Ama Youtube’daki klibin benimle ilgisi yok.’ dedi.

OZAN ARİF: KİMSEYİ KAST ETMEDİM

Ülkücü camianın önde gelen isimlerinden Ozan Arif de suçlamaları red ederek ‘Ben o destanda kimseyi kast etmedim’ dedi. Arif ‘‘Bu klip İsmail Türüt’ün veya yapımcının elinden çıkmış değil. İnternette becerisi olan bir vatandaş böyle bir klip hazırlamış. O şiir bana ait ve sözlerin arkasındayım. Ama o sözlerle kimseyi kast etmedim. Töhmet etmeyin’ diye konuştu.

Erdoğan´dan Pamuk´a Arınç´tan Kaya´ya

Klipte, Hrant Dink cinayetinin katil zanlıları, Dink´in cenazesinde çekilen ´Hepimiz Ermeniyiz´ pankartlarının yazılı olduğu fotoğraflar ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Bülent Arınç, Ahmet Kaya, Orhan Pamuk gibi ünlüler de gösteriliyor. Çarşamba MHP İlçe Merkezi ile Samsun il merkezinden görüntülerin yer aldığı klipte, “Plan yapmayın plan, plan gitmez Karadeniz´de. Bırakın çan çalmayı, Ermenici olmayı” sözleriyle birlikte, Hrant Dink´in cenaze resimleri veriliyor.

14 Eylül 2007 Cuma

Bu icat tembel işi / video

Dizüstü bilgisayarlar, kolay taşınabilir olduğundan dolayı sizinle beraber her yere gelebilirler. Bu tür portatif cihazların da sorun çıkardığı bazı yerler olabiliyor. Mesela yatağınız.



Bu işe çözüm bulan bir öğrenci, bir sistem hazırlayarak dizüstü bilgisayarına kayan bir sistem ile son derece keyifli ve kullanışlı bir kullanım ortamı yapmış.

Edepsiz Muhtardan donlu eylem VİDEO

Konya'nın Beyşehir İlçesi'ne bağlı Fasıllar Köyü'nün Muhtarı 54 yaşındaki Vehbi Sefa, Konya- Seydişehir karayolunun köy arazilerinin ortasından geçirilmesini protesto etmek için yol ortasında soyunup beyaz, paçalı donu ile eylem yaptı. Sürücülerin şaşkın bakışları arasında donuyla yol ortasına yatan muhtar Sefa, "Tek istediğimiz yolun karşısında kalan arazilerimize geçebilecek bir geçit yapılması" dedi.

Yapımı 2001'de tamamlanan Konya- Seydişehir karayolunun Fasıllar Köyü arazilerinin ortasından geçtiğini, bunun da köylüleri mağdur ettiğini belirten muhtar Sefa, "Yolun her iki tarafına güvenlik gerekçesiyle bariyerler konuldu. Bu nedenle karşıda kalan arazilere geçmekte zorluk çekiyoruz. Üstelik çocuklarımız da karşıdan karşıya geçerken kaza tehlikesi atlatıyor. Tapulu arizilerimizi ekemiyoruz. Hayvancılıkla uğraşanlar hayvanları karşı araziye geçirirken büyük sıkıntılar yaşıyor. Yıllardır durumu yetkililere anlatmaya çalıştık. Ancak bizi dinleyen bile olmadı" diye yakındı.



DONLA YOLA YATTI

Sesini yetkililere duyurabilmek için karayolunda soyunup protesto eylemi yapmak zorunda kaldığını belirten muhtar Vehbi Sefa, araç sürücülerinin şaşkın bakışları arasında önce gömleğini ardından pantolonunu ve atletini çıkardı. Yol ortasında beyaz paçalı donuyla kalan Sefa, bir süre de yol ortasına yatarak yolun tek yönünü trafiğe kapattı. Sefa, "Tek istediğimiz yolun karşısında kalan arazilerimize geçebilecek bir geçit yol yapılması. Eğer böyle bir yol yapılırsa hem insanlarımız hem de traktörlerimiz karşı tarafa rahatlıkla geçebilir. Ekim yapamadığı için fakirleşen köyümüz kalkınır. Yetkililere sesleniyoruz. Açız. Artık derdimize bir çare bulunsun" diye feryat etti.

Muhtar Vehbi Sefa'nın karayolundaki donlu eylemi yaklaşık yarım saat sürdü. Sefa, daha sonra eylemini bitirip giyinerek köyüne döndü.

Traktör altında dehşet / video



Samsun'un Vezirköprü ilçesine bağlı Karlı köyünde meydana gelen traktör kazasında 1 kişi öldü, 1 kişi yaralandı. Kazada traktörün arka tekeri altında kalan 13 yaşındaki kız çocuğu, 2 saatlik bir çalışma sonucu kurtarıldı.

Kaza, Vezirköprü'ye 11 kilometre mesafede bulunan Karlı köyü yakınlarında saat 15.00 sıralarında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Arslan Kaya (38) ve kızı Aslıhan Kaya(13), 55 PV 913 plakalı traktörle ayçiçeği sapı toplamak için tarlaya gitti. Aniden bastıran yağmurdan kaçmak isteyen Arslan Kaya ve kızı Aslıhan, köye dönerken traktörle tarlaya devrildi. Kazada sürücü Aslan Kaya hayatını kaybederken, kızı Aslıhan Kaya ise devrilen traktörün arka tekerinin altında kaldı. Aslıhan'ın kurtarmak için büyük uğraş verilirken, bu sırada adeta can pazarı yaşandı. Kız çocuğu, olay yerine gelen görevliler tarafından tekerin altından çıkarılmaya çalışıldı. Vezirköprü'den getirtilen kepçeyle traktör havaya kaldırılarak tekerin altından güçlükle çıkartılan Aslıhan Kaya, Vezirköprü Devlet Hastanesi'ne kaldırılarak tedavi altına alındı. Kazayla ilgili soruşturma devam ediyor.

İskoçya Domenech'i yerinden etti / VİDEO

Fransa Milli Futbol Takımı Teknik Direktörlüğüne Gerard Houllier getirildi. ''Horozlar''ın yeni teknik direktörünün Houllier olduğunu ajanslara açıklayan kaynaklar, ''Gerard Houllier'in teknik direktörlük için adaylığı spor bakanlığı tarafından kabul gördü. Bu standart bir prosedürdü, halledildi. Yeni teknik direktör Houllier'dir'' dediler. 60 yaşındaki tecrübeli teknik adam, geçen sezonun sonunda Olimpique Lyon'a üst üste 6. şampiyonluğunu yaşatmasının ardından görevini bırakmıştı. Houllier, Fransa Milli Takımı'nı 1989-1998 yılları arasında da çalıştırmıştı.

Domenech Anelka ve Ribery'yi göreve geldiğinden bu yana aynı anda Milli Takım'a çağırıyordu...

İŞTE DOMENECH'İ KOLTUĞUNDAN EDEN İSKOÇYA MAÇI

Ölüm haberini yeşilkart kuyruğunda aldı / Video

Şanlıurfa’dan Antalya’ya inşaat işinde çalışmak için 2 ay önce evinden ayrılan 19 yaşındaki Mehmet Kurt, hafta sonu izninde arkadaşlarıyla birlikte 01.09.2007 tarihinde Adapazarı’nda denize girmek için iskeleye gitti. İddiaya göre, ortaokul mezunu olan genç yüzme bilmediği için kontrolsüzce atladığı denizde başı kuma saplanınca boynu kırıldı.

Arkadaşları tarafından Sakarya Toyota-Sa Hastanesine kaldırılan genç burada yoğun bakım servisine alındı. Sosyal güvencesi olmadığı gerekçesiyle Kurt ailesi, yeşil kart çıkartmak için 04.09.2007 tarihinde Şanlıurfa Yeşil Kart Merkezine müracaatta bulundu. Yoğun bakımda yatan evladına yeşil kart çıkartmak için ilgili kurumlar arasında mekik dokuyan 71 yaşındaki baba Recep Kurt, gelen ölüm haberi üzerine yıkıldı. 11 gündür yeşil kart çıkartmak için uğraş veren baba Kurt, yetkililere sitem ederek, “Benim adıma geçmiş tarihte Bağ-kur kaydığı olması yüzünden oğluma yeşil kart çıkarmadım.Oğlum şimdi öldü bunun hesabını kim verecek”diye sitemde bulundu.
Muradiye Mahallesinde acı haberi alan 5 çocuk annesi olan Emine Kurt, ise Kürtçe ağıtlar yakarak, “Yeşil kart yüzünden oğlumun tedavisini yapamadık. Şimdi onu toprağa vereceğiz” diye ağıt yaktı.

Kurt ailesi yeşil kart görevlileri hakkında cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunup, bu durumu Başbakanlığa kadar götüreceklerini ifade ettiler.

Owen'ın tüm golleri / video

İngiltere'nin 1998 Dünya Kupası öncesi, dünya futboluna sunduğu ünlü golcü Michael Owen, uzun süren sakatlıklardan sonra toparlanıp çıktığı İsrail ve Rusya maçlarında, rakip filelere 3 gol birden bıraktı ve milli takıma harika bir geri dönüş yaptı.

Son yıllarda, Alan Shearer'dan sonra golcü sıkıntısı çeken İngiltere'de Owen sevinci yaşanırken, Michael Owen da, yaşayan efsane Bobby Charlton'un 49 gollük milli rekoruna iyice yaklaştı.

37 yıldır kırılamayan bu rekoru kırmak için şu an tek aday Michael Owen gibi gözüküyor. Çünkü 40 golü bulunan 28 yaşındaki golcüye yakın bir isim faal futbolcu bulunmuyor.

85 kez milli olan Michael Owen rakip filelere 40 gol bırakırken, efsane golcü Bobby Charlton 49 gole anca 106 maçta ulaşabilmişti.

216 maçlık Liverpool kariyerinde 118 gol atan Michael Owen, 2004 yazında Real Madrid'e transfer olmuş, İspanyol takımında da 34 maçta 13 gol atıp, yine bir İngiliz takımı Newcastle United'a geri dönmüştü.

Brezilya 5'ledi, Arjantin 11 gol yedi / VİDEO

Çin'de düzenlenen Bayanlar Dünya Kupası'nda, Yeni Zelanda'ya ile karşılaşan Brezilya sahadan 5-0'lık ezici bir skorla galip ayrıldı.

Kupanın favorilerinden Brezilya'ya golleri getiren isimler Daniela, Christiane, da Silva Marta (2) ve Renata Costa oldu.

Öte yandan A Grubu'nda da Almanya-Arjantin maçı oynandı. Kupanın mutlak favorilerinden Almanya, Arjantin kalesine tam 11 gol bırakararak rakiplerine gözdağı verirken, Arjantin'de Vanina Correa 2 kez kendi kalesine gol atmaktan kurtulamadı.



BREZİLYA'NIN 5 GOLLÜK ŞOVU




ARJANTİN'DE ALMANYA HEZİMETİ

13 Eylül 2007 Perşembe

Gül, oruçlu olduğunu unuttu / video

"HEP BÖYLE OLUN"

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, A Milli Futbol Takımının 13. Avrupa Futbol Şampiyonası Eleme Grubu´nda Macaristan´ı 3-0 yenmesini değerlendirirken, "Hep böyle olmalarını istiyoruz" dedi.

Gül, Siirt Valiliği´nden ayrılırken gazetecilerin sorusu üzerine, dün akşam maçı izlediğini söyledi. Cumhurbaşkanı Gül, "Hep böyle olmalarını istiyoruz" dedi.

Bu arada, Gül valilikten ayrılırken de vatandaşlar kendisine sevgi gösterilerinde bulundu. Gül, vatandaşları selamlayarak, içlerindebulunan bazı çocukları sevip hatırlarını sordu.

SU İÇTİ

Öte yandan, Cumhurbaşkanı Gül´ün sivil toplum kuruluşlarını kabulünde su içtiği görüldü. Daha sonra oruçlu olduğunu hatırlayan Cumhurbaşkanı Gül, yanındaki görevlilere "niye önüme su koydunuz" diye çıkıştı. Cumhurbaşkanlığı yetkilileri de, oruçlu olan Cumhurbaşkanı Gül´ün suyu yanlışlıkla içtiğini belirttiler.

İŞTE KAZA ANI:

Ölümlerden ders alınmadı / Video

Suruç’tan Viranşehir İlçesine bağlı Aslanbaba köyüne kamyon kasasında kurbanlık koyun gibi taşınan 33 tarım işçisi, yol denetimi yapan trafik polislerin engeline takıldı. Kamyondan indirilen tarım işçileri için 2 özel minibüs çağrıldı. Kamyon sürücüsüne ise kasada canlı taşıdığı gerekçesiyle 3 bin 500 YTL trafik cezası kesildi.
Bu sabah Suruç İlçesinden pamuk toplamak için 33 yaşındaki İsmail Cebe’nin kullandığı 63 HC 158 plakalı kamyonu 300 YTL’ye kiralayan tarım işçileri, Viranşehir istikametine gittikleri sırada trafik polisleri tarafından yolda durduruldu.




KASAYA BRANDALI KAMUFLAJ
Tarım işçilerini taşıyan uyanık kamyon sürücüsü İsmail Cebe, kasada taşıdığı kadın ve çocukların üzerini brandayla gizleyip kamuflaj etmesi, denetim yapan trafik polislerini gözünden kaçmadı. Polisleri yanıltmak için çeşitli yollara başvuran sürücü Cebe’nin kamyon yol kenarına çekilip durduruldu.Polis cezai işlem yapmak için sürücünün ehliyeti ve ruhsatını aldı.Evrakları inceleyen polis daha sonra 3 bin 500 YTL trafik cezası kesti.
Şanlıurfa-Diyarbakır karayolunda trafik ekiplerinden kaçamayan sürücü Cebe’nin 33 tarım işçisini kamyonuna bindirmeden önce sık sık yolculuk esnasında nelere uyulması konusunda tembihlediği ortaya çıktı. Cebe, kamyonuna bindirdiği tarım işçilerine “Polis durdurduğu zaman sesiniz sakın çıkarmayın, hareket etmeyin” şeklinde uyarı yaptıktan sonra yola çıktığı öğrenildi. Polis kamyon kasasından tek tek indirilen işçiler, için şehirlerarası otogarından 2 minibüs çağırdı. Kalan yollarını daha güvenli bir şekilde minibüsle yolculuk yapmaları için polis sık sık tarım işçilerine uyarıda bulundu.

Darbe ve Ankaragücü / Video

'12 Eylül'de kulüplere arsa verdim, Evren gece kulübü sandı'
Darbeden sonra Beden Terbiyesi genel müdürü olan Albay Seçkiner, A.Gücü'nü emirle 1. Lig'e çıkardıklarını anlattı.
12 Eylül darbesinin üzerinden 27 yıl geçti. Yıllardır ihtilalin, siyasî, ekonomik, sosyolojik etkileri tartışıldı. Ancak yönetimi ele geçiren askerlerin Türk sporunda yaptığı değişim neredeyse hiç gündeme gelmedi.

ANKARAGÜCÜ'NÜN O DÖNEMKİ BAŞARISINI ANLATAN VİDEO OLARAK BUNU BULDUK. RAKİPLERLE İLGİLİ HİÇBİR KASIT YOKTUR...



Spor camiası, tahmin edildiğinin aksine, en az derbenin spora vurulduğuna dikkat çekiyor. Ankaragücü'nün 1. Lig'e terfi ettirilmesi dışında vahim bir hata dile getirilmiyor. Milli Güvenlik Konseyi'nin, alanında uzman birçok sporcuya taş çıkartacak isimleri göreve getirdiğine dikkat çekilirken, Gençlik ve Spor Bakanı Albay Hüsamettin Yılmaz ve Beden Terbiyesi Genel Müdürü Albay Yücel Seçkiner buna örnek gösteriliyor. O dönem de yaşadıklarını Zaman'a anlatan Seçkiner, ilginç bir anısını ise şöyle aktarıyor: "Statları kulüplere devrettim. 'Tesis bizden, işletmesi sizden' dedim. Kulüplere arsa vermemiz Kenan Evren'in kulağına kadar gitmiş. Beni yanına çağırdı, 'Ne veriyorsun kulüplere devletin malını?' diye sordu. Kulüp deyince gece kulübü anlamış!"



12 EYLÜL EN AZ SPORA DARBE VURDU NETEKİM!
İETT'nin başına gelen albayın ilk emri, "Burada sakallı insan görmek istemiyorum!" olmuştu. Sakalları vardı ve böyle bir dayatma karşısında sessiz kalamazdı. İstifasını verip ayrıldı. İETT'ye veda etmesiyle futbolculuk hayatı da tehlikeye girmişti. Çok geçmeden mahallesinin takımı ve futbola başladığı kulüp Erokspor'a döndü. Hem futbolcu hem de fahri başkan olarak Erokspor formasını terletiyor, bu sayede çok sevdiği futboldan uzaklaşmıyordu. Ne var ki iş temposu, askerlik gibi etmenler araya girince daha fazla sürdüremeyeceğini anladı. Ve birkaç yıl içinde meşin yuvarlakla tüm bağlarını kopardı.



Bu hikâyenin kahramanı 60. hükümetin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'dan başkası değil. İETT'de işçi kadrosunda çalışan ve bu kurumun futbol takımında görev yapan Erdoğan'ın yaşam çizgisi Türkiye'deki milyonlarca insan gibi 12 Eylül 1980 tarihli askerî darbeyle tamamen başka bir yöne kaydı.

Cuma günü sabaha karşı açıklanan bildiriden sonra sokağa çıkma yasağı ilan edilmişti. 27 Mayıs 1960 darbesi ve 12 Mart 1971 muhtırasının ardından Silahlı Kuvvetler üçüncü kez yönetime müdahalede bulunmuştu. Toplumun her kesiminde darbenin tahribatı çok geçmeden ortaya çıkacaktı. Siyasî, ekonomik, sosyolojik ve daha birçok açıdan 12 Eylül'ün sarsıntıları tartışılsa da spordaki darbe etkisi nedense bugüne kadar hiç gündeme gelmedi. Peki tüm yönetimi eline geçiren askerler, Türk sporuna neler yansıtmıştı?



Spor faaliyetleri durduruldu
13 Eylül gününe ait Tercüman gazetesi, askerî cuntanın karar mekanizması Milli Güvenlik Konseyi'nin spor konusundaki tutumunu okuyucularına şöyle aktarıyordu: "Bu hafta sonu yapılacak bütün spor faaliyetleri yasaklanmıştır. Durum ve şartlara göre bilahare izin verilecektir." Spor etkinlikleri durdurulmuştu. Futbolda 1. Lig ve 2. Lig'e ara verilmişti. Ama Avrupa kupası maçları için soru işaretleri vardı. Zira F.Bahçe ile Trabzonspor, 17 Eylül'de önemli sınavlar verecekti.

F.Bahçe ve Trabzon hazırlıklarını Avrupa maçlarına göre sürdürürken rakipler de Türkiye'ye gelmiş, karşılaşmaların oynanmasında herhangi bir sakınca olmadığı bildirilmişti. İşin ilginç yanı, ligler ertelenmese hafta sonu İstanbul'da Galatasaray-F.Bahçe derbisi vardı. F.Bahçe Teknik Direktörü Rausch da darbenin ilan edilmesiyle derbinin tehir edilmemesi için çok dua etmişti. Çünkü G.Saray'ı yenip Avrupa kupasına moralli çıkmak istiyordu! F.Bahçe, UEFA Kupası'nda karşılaştığı Bulgaristan temsilcisi FK Beroe Stara Zagora'ya İstanbul'da 1-0 yenilmişti. Trabzonspor ise Şampiyon Kulüpler Kupası'nda Polonya'nın GKS Szombierki Bytom takımını 2-1 mağlup etmişti.

Türkiye 1. Ligi'nin bir haftalık aranın akabinde devam etmesi uygun görülse de A Milli Takım'ın İzlanda ile oynayacağı maç nedeniyle ara uzuyordu. Futbolda durum böyleyken basketbolcular darbe haberini gurbet ellerde işitecekti. Balkan Şampiyonası düzenleniyordu ve Basketbol Erkek Milli Takımı, Romanya'da turnuvadaydı. 12 Eylül'ün ardından Türkiye, İzmir'de İslam ülkelerini ağırlamaya hazırlanıyordu. 28 Eylül-5 Ekim tarihlerindeki 1. İslam Oyunları'na, askerî yönetim izin vermişti.

Milli Güvenlik Konseyi'nin, kamu kurum ve kuruluşlarına atadığı kişiler ne kadar işinin ehliydi bilinmez; fakat sporda alanında uzman birçok sporcuya taş çıkartacak isimler göreve getirilmişti. Gençlik ve Spor Bakanı Albay Hüsamettin Yılmaz olmuş, Albay Yücel Seçkiner ise Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü koltuğuna oturmuştu.



Kulüplere arsa verdim, Kenan Evren gece kulübü zannetti!
Milli Güvenlik Konseyi, Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü'ne Albay Yücel Seçkiner'i atamıştı. Seçkiner, her yönüyle sporcuydu. Köln Spor Akademisi'ni ve Hava Kuvvetleri Lisan Okulu İngilizce bölümünü bitiren Seçkiner'in 22 branşta hakemlik ve antrenörlük belgesi vardı. Askerler darbenin 6. ayında yerlerini sivillere bırakırken tek istisna Seçkiner'di. Merhum Turgut Özal'ın da has adamlarından biri olan Seçkiner, 1985 yılına dek sporun yönetiminde söz sahibi oldu. Seçkiner, askerî yönetimden sivil demokrasiye geçişte Türk sporunun önemli kilometre taşlarından biriydi. Daha sonra spordan sorumlu bakanlık da yapan Seçkiner, o sıkıntılı dönemi şöyle anlatıyor: "Darbe yanlısı değilim. Askerî darbeler, ülkeyi geriye götürür. Allah bir daha göstermesin. Ama 12 Eylül'de en faydalı işler sporda yapıldı. Çünkü politikanın dışında kaldık. 1982'den sonra da Turgut Özal benimle devam etmek istedi. Askerî kanattan kalan tek kişiydim. 11 Eylül'de görevim tebliğ edilmişti. Gece 03.00'te işe başlamıştım. 1952 yılında atletizmde ilk derecemi kazanmıştım. Spordan gelen bir insan olduğum için 1982 Anayasası'na sporu da yerleştirdim. Yasayla birlikte sporculara ev ve para verilmeye başlandı. Türk sporunun önünü açtık. Federasyonlara ilk kez 1982'de seçim yaptırdım. Statları kulüplere devrettim. 'Tesis bizden, işletmesi sizden' dedim. Sadece büyüklere değil, mesela Gençlerbirliği'ne de tesislerini kazandırdım. Kulüplere arsa ve tesis vermemiz Kenan Evren'in kulağına kadar gitmiş. Beni yanına çağırdı, "Ne veriyorsun kulüplere devletin malını?" diye sordu. Kulüp deyince gece kulübü anlamış! Durumu hemen izah ettim. Halka spor yaptırmak için yürüyüşler düzenledim. Bir keresinde Evren Paşa'ya bile eşofman giydirip sokağa çıkarttım. Halka sporu sevdirdik.



Ankaragücü'ne özel yönetmelik çıktı
Yücel Seçkiner ne zaman Kenan Evren'in yanına gitse Ankaragücü konusunu duyuyordu. Birçok kez Ankaragücü'nün 1. Lig'e çıkması için ne yapılması gerektiğini soran Evren Paşa, emir verilerek bu işin çözülemeyeceğini biliyordu. Yakın zamanda Türkiye Kupası finali vardı. Seçkiner'in aklına 'kupayı kazanan takım hangi ligde olursa olsun 1. Lig'de oynama hakkı tanınsın' fikri gelmişti. Bunun alt liglerdeki takımlara da teşvik oluşturacağı düşünülüyordu. Ankaragücü de finalde Boluspor'u yenerek kupayı kazandı. Bu, yönetmeliğe işlendi. Evren, Ankaragücü'nün Devlet Başkanlığı Kupası'nı almasını da çok istiyordu. "Kupayı kazansınlar da kararımız sağlam olsun" diyordu. Başkentin Sarı-Lacivertli ekibi, Trabzonspor'u yenerek Devlet Başkanlığı Kupası'nı da müzesine götürmüştü.

Evren, Avrupa'da da başarı beklemişti!
Darbe olduğunda Ankara Tandoğan'da kamptaydık. Dışarıda tanklar vardı. Askerlerin izniyle evlerimize gittik. Ankara Valisi Mustafa Gönül'ün Kenan Evren'le arası iyiydi. 1. Lig'e çıkmamız için bir şeyler yaptılar; ama biz de hak etmiştik. 2. Lig'deydik ve Türkiye Kupası'nı Boluspor'u yenerek kazandık. Böylece 1. Lig'e yükseldik. Bolu'dan dönüşte kupayı Evren'e götürüp hediye ettik. Evren Paşa, Devlet Başkanlığı Kupası'nı da istediğini, hatta Avrupa'da başarılar beklediğini söyleyince epey gülüşmüştük. Adil Eriç (Evren'in elinden kupa kaldıran Ankaragücülü kaleci)



Kemal Belgin (Gazeteci): Darbeyi Ziya Şengül'den duydum
Tercüman Gazetesi Spor müdür yardımcısıydım. F.Bahçeli Ziya Şengül telefonla darbe olduğunu söyledi. O dönemin spora yansıyan en çarpıcı yanı, Ankaragücü'nün 1. Lig'e çıkarılmasıydı. Gerçeği söylemek gerekirse ihtilali yapanların spora bir baskısını görmedik. Darbe, Türk sporunu diğer alanlar kadar etkilemedi. Turgut Özal'ın gelişi de 'Allah'tan darbe oldu' denebilecek kadar fayda sağladı ülkemize.

Ali Sami Alkış (Gazeteci): Seçkiner, baskıları hissettirmedi
Askerî yönetimin en iyi yanı, Yücel Seçkiner'in sporun başına getirilmesiydi. Darbe hiç olmamış gibi bir ortam hazırlamıştı. Genel anlamda futbolcular üzerinde de çok büyük etkisi görülmedi. Evet, darbe siyasî ve ekonomik açıdan bakıldığında büyük olumsuzluklar yaşattı. Ancak Kenan Evren spora çok fazla müdahale etmedi. Ankaragücü'nün 1.Lig'e terfi ettirilmesi dışında öyle vahim bir hata yapmadılar.

Doğan Hakyemez (Eski milli basketçi): İhtilal olduğunu Yunanlılar söyledi!
Romanya'da Balkan Şampiyonası'ndaydık. O dönem takım kaptanıydım. 12 Eylül gece saat 12.00'ye yaklaşırken darbe haberini duyduk. Yunan kafilesinin haber vermesi herhalde işin en garip tarafıydı. Yine de maçlarımızı oynadık. Takım şoka uğramıştı. Döndüğümüzde ise havaalanı askerlerin kontrolü altındaydı. Ağır bir baskı hissetmedik. Sporda zaten böyle bir şey söz konusu olamazdı.

12 Eylül 2007 Çarşamba

Öğretmenleri: Onlara Nazar Değdi / Video

Şanlıurfa’nın Hilvan İlçesi’ne bağlı Yukarı çatak köyünde oturan amca çocukları Esra (10), Kamile (12), Ebru (11), Öznur (16), Ümran, (20), Gönül (13) ve Hülya Sütpak (12) isimli kız çocuklarının ölüm haberi, tatilden okula yeni gelen öğretmenlerini gözyaşına boğdu. Okula yeni kayıt yaptıran 1’ci sınıf öğrencileri için ilk ders zili Hilvan İlköğretim okulunda hüzünle çaldı.
Haydi Kızlar Okula Kampanyası çerçevesinde okul hayatına başlayan 5. sınıf öğrencisi Esra ile 6. sınıf öğrencisi olan Ebru, Kamile, Hülya Sütpak’ın ölüm haberi en çok öğretmenlerini yasa boğdu. Okulun maskotları olarak bilinen ve en zeki öğrencileri arasında yer alan Hülya ile Ebru Sütpak’ın ölümü sınıf öğretmenleri Gamzegül Korkmaz’ı yıktı. Bu yıl girdikleri Devlet Parasız Yatılılık ve bursluluk Sınavı’nı derece yaparak kazandıklarını belgelerini gösteren öğretmen Korkmaz, gözyaşlarına hakim olmak için ayakta zor duruyordu.Öğrencilerini çok sevdiğini ölüm haberini televizyondan öğrendiğini dille getiren Korkmaz,”Okumuzun maskotu zeki kızlarından olan Hülya ve Ebru bursluluk sınavında il genelinde derece yaptılar. Şanlıurfa il genelinde 8’inci olan Hülya ile 89 olan Ebru Sütpak yaşasaydı, devletten 3 ayda bir 150 YTL burs alacaktı.Okumayı çok seviyordular.Hayalleri hep doktor ve öğretmen olmaktı.Ancak kısmet olmadı.Bu mutlu günlerini göremediler”dedi.
Taşımalı eğitimle her gün köylerinden okula gelen öğrencilerini bu yıl görememenin üzüntüsünü yaşayan öğretmen Gamzegül Korkmaz,olay günü arkadaşlarıyla yemekte olduğunu televizyonda haberleri izlerken acı haberi duyduğunu dile getirdi. Korkamaz,”Çıkan haber üzerine bir arkadaşımı aradım.benim öğrencilerim olduğunu öğrenince dünyam yıkıldı.İnanamadım birkaç yeri daha aradım.4 yıldır Ebru, Hülya, Kamile ve Esra’ya öğretmenlik yaptım.Onlar kadar zeki başarılı öğrenci göremedim.bursluluk sınavında derece yaptılar.Köyde yetişmiş öğrencilerin bu kadar başarılı olması çok büyük bizim içinde büyük bir kayıp oldu”diye konuştu.
13 derslik Hilvan İlköğretim Okul Müdürü Bakır Ogan, ise ölen öğrencilerinin çok çalışkan ve başarılı olduğunu, ölüm haberi ilk ders zilinde bütün öğretmenlerini fena etkilediğini söyledi. Öğrencilerinin ölüm üzüntüsünü halen yaşadıklarını sözlerine ekleyen Ogan,”Köydeki aileleri, özellikle kız çocuklarını okuması için çok duyarlılık gösteriyor.Ölen bu öğrencilerden 4 tanesi bizim okulda bu yılda eğitim göreceklerdi.Ancak ölmeleri üzerine bizdeki dosyaları nüfustan gelecek resmi evraklar üzerine kayıtları silinecek”diye konuştu.

7 amca çocuğuna mezar olan gölette ölen hayatını kaybeden Gönül ise Sağlık Meslek Lisesi’ni burslu olarak kazandığı ancak maddi durumları iyi olmadığı için okula gitmediği öğrenildi.

11 Eylül 2007 Salı

11 Eylül ile güldürenler / Videolu

Şimdi böyle bir başlığın altında tabii herkes komplo teorilerinden tutun da, dünyadaki global terörizmin ahvalinden haber verecek bir yazı bekleyecektir. Hak veriyorum.

Ama aslında bu yazı tam başlığı gibi gülmekle ilgili… Gerçekten bildiğimiz gülmek, kahkaha atmak ve güldürme sanatı…

11 Eylül’le dünyanın taş, demir ve modern çağlarından çıkıp küresel terörizm çağına geldiği artık herkes tarafından biliniyor. Tabii henüz çocuklarımızın okullarının duvarlarında asılı olan dünyanın çağları tablolarında Fransız İhtilaliyle başlayan Yeni Çağdan sonra başlayan bir çağ yok. (bir ara uzay çağından bahsediliyordu ama uzaya gitmek kimseye bir fayda sağlamayınca kimse onu yeniçağı diye sahiplenmedi). En azından biz küresel kamuoyu olarak 11 Eylülle beraber küresel terörizm çağına girdiğimizi biliyoruz, farkındayız. Hatta biraz batıda yaşıyorsak, biraz yolculuk yapıyorsak dünyada 11 Eylül’le açılan küresel terörizm çağından sonra söylediklerimize, ne taşıdığımıza, ne yediğimize, ne içtiğimize halimize tavrımıza dikkat etmemiz gereken bir çağ başladığının farkına acı deneyimlerle varmışızdır.

İşte bu yeni çağda, her manada kıstırılmış olan ve ne yaparlarsa yapsınlar terörist olmadıklarını bir türlü kanıtlayamayan müslümanlar, ve aynı zamanda müslüman olmasa da zihni adaletten yana olan, var olan saçmalıkların farkına varabilen rasyonel insanlar sinir krizi geçirmekten belki de bir yolla kurtuluyorlar. Ya da şöyle söyleyelim, düzgün cümlelerle akıllı başlı bir şekilde anlatamadıklarını bir yolla söylüyorlar.

Mizah!

Veya ironi!


İroni sanatı, dünyanın büyük bir çoğunluğuna travma geçirtebilecek böyle bir dönemde imdada yetişmiş durumda.

11 Eylül’den sonra Amerika, komedi kültürünün bu kadar yaygın olduğu bir toplumun yaşananlardan sonra ciddi ve üzgün bir toplum olacağından korkmaya başlamıştı. Nitekim bir süre öyle oldu , komedi şovları bir süre yayından kaldırıldı, ülkenin en çok okunan mizah dergisi Onion’un yayını durduruldu, stand-up şovları kimsesiz kaldı, internet bile bir süre mizahsız kaldı. Dünyanın suratı asıldı.

Ama bir süre sonra ironi ruhu canlandı ve tabular yıkılmaya başlandı. 11 Eylül sonrası komedi kültürünün vazgeçilmez öğesi ise tabii ki Bush oldu. Sanırım herkes 11 Eylülden sonra mail listelerinden gönderilen Bush ve kabinesinin karikatürlerine rastlamıştır. Elinde “Aptallar için Terörizm” adlı kitapla Beyaz Saraya doğru ilerleyen bir Bush mesela…

Mizah bir başka görevi daha ifa etti, eleştiri…11 Eylül sonrası Amerika’nın dünyaya tanıttığı neo-çılgınlığı protesto etmenin en temel aracı oldu.

Ciddi sözlerin içinde kaybolan, bazen de söylenemeyen, ifade edilemeyen birçok şey komedi aracılığıyla gündeme getirilebildi, daha çok insana ulaşılabildi, politize olmayan birçok insan da bu yolla ciddi konularda yorum yapar hale geldi.

Allah Beni Komik Yaptı…

Amerikalılar komediyle eleştirdiler, karşı çıktılar. Bu tamam. Peki, Amerika’nın hedefte olan kesimi yani Müslümanlar bu komedi kültüründen nasip alabildiler mi?

Zaten yeterince temsil edilmeyen, önyargılarla ve stereotyplarla yaftalanan Müslümanlar içinde bulundukları acı durumdan nasıl bir mizah çıkarabilirlerdi ki?

Zaten Batı dünyası Müslümanların dünyada çare bulamadıkları adaletsizlikler yüzünden terörist olduğunu söylüyordu. Bu durumda Müslümanlar olsa olsa terörist olurdu. Müslüman kiim, mizah kiim! Değil mi ama!

Ancak durum hiç de böyle olmadı. Amerika’da Müslümanlar mizah kültürüne ciddi bir şekilde dahil oldular, ve belki de Amerika tarihinde ilk kez her kesimden insanın bir araya geldiği stand up komedi şovlarında Müslüman komedyenler herkesi güldürmeyi başardı, hem de karşılaştıkları sıkıntıları anlatarak, yani eleştirerek.

Herkesin bir bakışta terörist olarak yaftalayacağı sakallı, cübbeli, sarıklı Müslüman gençler bu defa sahneye stand up komedyeni olarak çıktı.

Müslüman gençler önce tek tük küçük çaplı gösterilerle başladılar işe. Daha sonra internetin de yardımıyla oldukça popülerleştiler. Şu anda popüler olan bir gurup Müslüman komedyen “Allah Made me Funny ( Allah Beni Komik Yaptı) başlığı altında dünyanın her yerine turneler düzenliyorlar. Stand-up showları Amerikan televizyonlarında en popüler programlarında yayınlandı ve şovlarına her kesimden insan katılıyor.

Kaliforniya doğumlu Azhar Osman uzun sakallı, siyah elbisesi yani kısacası Usame Bin Ladin kıyafetiyle en popüler Müslüman komedyenlerden biri. Stand up şovunda anlattığı uçağa binme hikâyeleri herkesi kırıp geçiriyor. Her uçağa bindiğinde yolcuların yüzlerinin sapsarı kesildiğini, ancak uçak iniş yaptığında derin bir nefes aldıklarını komik bir dille anlatıyor.

Sahneye Esslamu Aleykum diyerek çıkıyor. Sonra da “ Bilmeyenler için manasını söyleyeyim: Sizi öldüreceğim” demek. Tabi salonda korkunç bir kahkaha kopuyor.

Allah Made me Funny’de şov yapan Müslümanlar diğerlerini eleştirirken çuvaldızı kendilerine batırmaktan da imtina etmiyorlar. Müslümanlarla ilgili bir çok tipik alışkanlığı şakalarının aralarına yerleştiriyorlar.

Bu şovlar sayesinde 11 Eylül’den sonra toplumda farklı kesimler arasında azalan diyalog da yeşermiş oluyor. Siyah, Asyalı, beyaz farklı birçok ırktan insan Müslüman veya Hıristiyan mizah çatısı altında buluşuyor, beraber gülüyorlar.


Yine Azhar Osmandan bir parça:

“ Amerika’da ırkçılık konusunda oldukça mesafe kaydettik. Ancak zenciler hala adaletli bir mahkemede yargılanmadıklarını söylüyor. Müslümanlar ise mahkemede bile yargılanmadıklarından şikâyetçi. “(http://allahmademefunny.com/ )

Bush’un 11 Eylül’den sonra terörizmi destekleyen devletler Irak, İran ve Kuzey Kore için kullandığı “Axis of Evil” (Şer Ekseni) terimi de şu anda yine Mısır, İran, Filistin asıllı 4 müslüman Amerikalının bir araya gelip kurdukları Komedi Turunun ismi olarak kullanılıyor. Şer Ekseni Komedi Turu ismiyle bile Bush’un politikalarını eleştiriyor ve ezber bozuyor.

Şer Ekseninin yaptığı şovlar televizyonda komedi programı olarak da yayınlanıyor. Bir skeçlerinde, Amerika’da bir zamanların ayrımcılığa uğrayan zenci kültürü şimdi gençler tarafından nasıl “cool” olarak algılanıyor ve zenci gibi giyinmek, konuşmak bir moda haline geliyorsa bu skeçte Arapların ve Müslümanların kültürü popüler haline getiriliyor. Beyaz Amerikalılar Arap kıyafetleri giymiş, birbirlerini “selamun aleykum” diyerek selamlıyorlar. Tabii görüntüler çok komik, ama bir yandan da bu olmayacak bir şey değil. Popüler kültürün her şeyi cool ve tüketim malzemesi haline getirdiği gerçeğinin herkes farkında artık.

Üsame Gibi Olmak İstiyorum…

Diğer tarafta ise Üsame Bin Ladin mizahı var. Üsame Bin Ladin kıyafetli insanlar şovlarda, sokakta, kliplerde her yerde her şekilde boy gösterdi, gösteriyor.

En son New York’un ünlü müzikal geleneğinden kopan ünlü bir yapım şirketi Mannhattan’daki cafcaflı tiyatro üssünde yeni bir müzikali sahneye koydu. İsmi “Jihad” yani Cihad.

Bu müzikal birçok insan için mizahın sınırları aştığı yer olarak görüldü, en son İngiltere’de Edinburgh festivalinde yayınlandığında, başbakanlık web sitesine bu oyunun sahnelenmesini engelleyin mesajları yağdı. Müzikalde İngiltere'de afyon satarak zengin olmayı hayal ederken, bir terör hücresiyle başı derde giren Afgan köylüsü Seyid'in hikâyesi üzerine anlatılıyor. Seyit adlı Afgan köylü Üsame gibi olmak istiyor. Müzikalde Pembe Çador giymiş kadınlar silahlarla boy gösteriyor. Müzikalde müzik eşliğinde kendinden oldukça emin ve mutlu görünen Seyit şunları söylüyor:

"Üsame gibi olmak istiyorum

Yeryüzünde ünlü olmak için bir yeri bombalamak istiyorum.

İnsanların benden nefret edeceğini biliyorum ama

CIA benim değerimi açıkladığında

Beni, görmezden gelemeyeceklerini de biliyorum

Lütfen beni Üsame gibi yap"

Üsame gibi omak istiyorum

Paltomun altında markalı kıyafetler giymek istiyorum

Hizmetkârlarım akbabalar gibi kükrerken ben medeniyetler çatışması ilan etmek istiyorum

Göbeğime kadar sakal bırakıp youtube u ve kablolu yayınları fethetmek istiyorum

El-Cezire'de kendi şovum olsun istiyorum... "


“Cihad” adlı müzikalin neye hizmet ettiğini söylemek zor. Bir yandan Müslümanlara yapıştırılan stereotyplari kuvvetlendirirken, diğer yandan da sanki ezberi tersten okutuyor. Ama müzikalden hoşlananların profesyonel müzikal değerleriyle yapılmış Cihad’ı komik bulmamaları içten bile değil, çoğu yerde tırnaklarını yeme pahasına da olsa. (küçük bir kısmı youtube’dan izlenebilir.





9/11 Blues…

Yani sonuçta 11 Eylülden sonra başlayan küresel terörizm çağı her alanda kendi değerlerini, kendi kodlarını oluşturduğu gibi kendi mizahını da yarattı. Artık bundan sonra “bomba”, “fundamentalist terörist”, “uçak” “İslamcı” “patlatmak” “intihar eylemcisi” ve daha birçok kelime mizahın vazgeçilmez parçaları.

Pakistan asıllı İngiliz hip hopçu RizMC’Nin “9/11 Blues” adlı klibi bunun tam bir özeti. İlgilenenler için:





Hababam'dan bir öğrenci daha gitti / video

Pendik Uydukent'te oturduğu evde fenalaştığı belirtilen Cem Gürdap'ın hastaneye kaldırılması için ambulans çağrıldı. Bir süre sonra eve gelen sağlık görevlileri tarafından yapılan muayenede, Cem Gürdap'ın hayatını kaybettiği anlaşıldı.



Olaya ilişkin bilgi veren Cem Gürdap'ın oğlu Atakan Gürdap, daha önceden de kalp rahatsızlığı bulunan babasının, beyin kanaması geçirerek öldüğünü söyledi. Konuşurken gözyaşlarına hakim olamayan Atakan Gürdap, çok üzgün olduğunu kaydetti. Atakan Gürdap, babasının rahatsızlanması üzerine eve ambulans çağırdıklarını, ancak ambulansın yarım saat sonra geldiğini ifade ederek, olaya tepki gösterdi. Evli ve 7 çocuk babası olan ''Tulum Hayri'', Marmara Depreminde Gölcük'teki evinin enkazından 9 saat sonra kurtarılarak bir süre çocuklarıyla çadırda yaşamıştı. Depremde evini kaybeden, çalıştığı benzin istasyonu yıkılan, bir süre işsiz kalan Gürdap, birkaç sanatseverin desteğiyle hayata tutunmaya çalışıyordu.

9 Eylül 2007 Pazar

Kedi ayıyı kovaladı / video

Kedilerin; ayı, köpekler ve insanlarla komik maceralarından oluşan bir klip...

Malta Maçının Golleri / video

Ay-Yıldızlılar, ilk 45 dakikada özellikle Arda'nın yerine Ayhan'ın oyuna girmesiyle daha etkili bir oyun ortaya koydu. Ayhan hem sol kanadı kullanırken hem de rakibin ataklarında Emre ve Hamit'e büyük destek verdi. Top daha çok Türkiye'de olmasına rağmen ilk gol Malta'dan geldi. 40. dakikada Said takımını 1-0 öne geçirdi.

MALTA'NIN SAİD'LE BULDUĞU İLK GOL

Soyunma odasına yenik girmek istemeyen Ay-Yıldızlılar, ataklarını iyice sıklaştırdı. Ayhan'ın pasında İbrahim Üzülmez ceza alanı içinde topla buluştu. Ortasında Halil'in vuruşunda top üst direğe de çarpıp ağlara gitti: 1-1.

HALİL'İN BERABERLİK GOLÜ

İkinci yarıda Türkiye, oyun kurgusunu kazanmak, Malta ise hiç olmazsa bir beraberlik almak üzerine kurmuştu. Ay-Yıldızlılar, sağdan soldan ataklarla Malta defansını hataya zorluyor; ancak bir türlü son vuruşlarda etkili olamıyordu. 53. dakikada Gökdeniz'in vuruşunu savunma çıkarırken, 70 dakikada ise Halil Altıntop'un köşeye giden kafa vuruşunu son anda kaleci kornere attı. Savunma oyuncularımızın bile golü düşündüğü anlarda hızlı Malta atakları kalemizde tehlikeler oluşturdu. 74. dakikada Schembri, bir kez daha Malta'yı üstünlüğe taşıdı.

MALTA'NIN 2. GOLÜ

Ancak bu gole iki dakika sonra Servet attığı güzel kafa golüyle cevap verdi: 2-2.

İŞTE SERVET'İN BERABERLİĞİ GETİREN GOLÜ

Karşılaşmanın kalan dakikalarında başka gol olmayınca Türkiye, 2008 yolunda bir yara daha aldı.

Erdoğan ve Bahçeli yanyana yürdü / video

Bilecik'in Söğüt ilçesinde düzenlenen Ertuğrul Gazi'yi Anma ve Söğüt Şenlikleri başladı. Söğüt Hükümet meydanında Ertuğrul Gazi'nin büstü önünde toplanan protokol ve Yörükler, Mehter Takımının ardından Ertuğrul Gazi Türbesine kadar yürüdüler.

Yaklaşık 1 kilometrelik yolu beraber yürüyen kortejin önünde Başbakan, bakanlar ve siyasi parti liderleri yer aldı. Geçtiğimiz yılların aksine bu yıl Başbakan Recep Tayip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli birlikte yürüdüler. Erdoğan ve Bahçeli'ye BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'da eşlik etti.

Bilindiği gibi, geçtiğimiz yıllarda düzenlenen Söğüt Şenliklerinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye birlikte yürümeyi teklif etmiş ancak Bahçeli bu teklifi geri çevirerek resmi protokolün arkasından partililerle birlikte yürümüştü. Bu ayrılık tören alanına taşmış, başbakan yuhalanmış ve pankart açılarak protesto edilmiş, Başbakan'ın yakın koruması ve yeğeni Ali Erdoğan yumruklanmış, AK Parti Tekirdağ otobüsünün de yolu kesilerek taşlanmıştı.

Bu yıl ise liderler omuz omuza yürürken, hükümet de törenlere büyük bir katılım gösterdi. İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Devlet Bakanı Cemil Çiçek, Bayındırlık ve İskan Bakanı Faruk Çelik, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, Adalet Bakanı M. Ali Şahin Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu'nun yanısıra Bilecik Valisi Musa Çolak, Söğüt Kaymakamı Mustafa Ünaldı, KKTC Büyükelçisi Dr. Tamer Gazioğlu de katıldılar.

Ertuğrul Gazi'den bu yana şenliklerin başlangıcı olan şenlik yürüyüşünü birlikte yapan liderler, yürüyüşün ardından Ertuğrul Gazi'nin Türbesini ziyaret ederek dua ettiler. Türbe çıkışı, şenlik alanına giden yolun kenarındaki Yörük çadırlarını ziyaret eden Başbakan ve beraberindekiler ardından da törenin gerçekleştirileceği kıl çadırdan yapılan protokole geçitler.

Törende, Yörük Derneği temsilcisi, Söğüt Belediye Başkanı Halil Aydoğdu, Söğüt Kaymakamı Mustafa Ünaldı, Bilecik Valisi Musa Çolak ve Başbakan Recep Tayip Erdoğan birer konuşma yapacaklar. Konuşmaların ardından halk oyunları ve mehter gösterisi yapılacak, ardından da tören geçişi düzenlenecek. Tören geçişinin ardından şifalı pilav ikramı yapılarak şenlikler sona erecek.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye ve Türk Milleti'nin küçük düşünemeyeceğini, büyük düşünmeye mecbur olduğunu söyledi.

Çok zor bir coğrafyada, barış ve istikrar unsuru olan Türkiye Cumhuriyeti'nin, bu coğrafyanın toplumları için örnek bir vizyon ortaya koyduğunu belirten Başbakan Erdoğan, ''Bize düşen bu zor coğrafyada birlik ve beraberlik ruhunu koruyarak, Türkiye Cumhuriyeti'ni muasır medeniyetler seviyesine üzerine, kurucumuz Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ifade ettiği şekilde ulaştırabilmektir'' diye konuştu.

Ertuğrul Gazi'yi Anma ve Söğüt Şenlikleri'nde, İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından, halk oyunları ekibi gösteri sundu. Atlı Yörük giysili kadın da tören alanında tur attı.

Başbakan Erdoğan, bu gösterilerin ardından bir konuşma yaptı.

Erdoğan, Türkiye'nin, bölgesinin ve daha geniş eski Osmanlı coğrafyasının en önemli ülkelerinden biri durumunda olduğunu söyledi.

Çok zor bir coğrafyada barış ve istikrar unsuru olan Türkiye Cumhuriyeti'nin, bu coğrafyanın toplumları için örnek bir vizyon ortaya koyduğunu ifade eden Başbakan Erdoğan, ''Bize düşen bu zor coğrafyada birlik ve beraberlik ruhunu koruyarak, Türkiye Cumhuriyeti'ni muasır medeniyetler seviyesinin üzerine, kurucumuz Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ifade ettiği şekilde ulaştırabilmektir. İçerde birlik ve beraberliğimizi koruyabildiğimiz sürece Türkiye'nin aşamayacağı engel yoktur'' dedi.

Erdoğan, şöyle konuştu:

''Birlik ve beraberliğimiz güçlendirmenin yolu ise ortak değer ve hedefler etrafında kenetlenmeyi başarmaktan geçmektedir.

Şu anda, buradaki tablo, tüm siyasi partilerimizin genel başkanları olarak bir arada oluşumuz, aynı şekilde farklı siyasi görüşlerden olan tüm vatandaşlarımın bir arada oluşu, burada bir ortak paydayı ortaya koymaktadır. O da Türkiye Cumhuriyeti'nin muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkmasıdır. Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet anlayışıdır.

Türkiye ve Türk Milleti, küçük düşünemez, büyük düşünmeye mecburdur.

Biz sadece İstanbul'u, Ankara'yı, İzmir'i değil, Hakkari'den Konya'sına, Diyarbakır'dan Edirne'sine, Mersin'den Samsun'una 81 vilayeti aynı sevgiyle kucaklamalı, 780 bin kilometrekare vatan toprağımızı aynı ruhla sahiplenmeliyiz.

Türkiye'de Saraybosna'nın, Gümücine'nin, Mostar'ın, Üsküp'ün, Manastır'ın, Filibe'nin, Kırcaali'nin, Dobruca'nın, Sancak'ın, Priştine'nin emaneti var.

Türkiye, İskeçe'nin, Girne'nin, Gazimağusa'nın, Kerkük'ün, Kırım'ın, Hicaz'ın, Şam'ın, Bağdat'ın, Yemen'in, Trablus'un da emanetini, hatırasını yüreğinde hisseder. Burada, Bakü'nün kardeşliğini de hissederiz, Karadağ'ın acısını da yüreğimizde taşırız. Burada Bişkek'in de, Taşkent'in de Almatı'nın da kardeşliği yüreğimizde zenginleşir ve bizi zenginleştirir. Bu yüzden burada kimse küçük düşünemez, büyük düşünmeye, sorumluluk duygusuyla harekete mecburdur.

Ertuğrul Gazi'yi Anma ve Söğüt Şenlikleri, medeniyet ufkumuzu bize bir kez daha hatırlatan bir vesile olarak değerlendiriyorum. Bu vesileyle diyorum ki, bir olalım, iri olalım, diri olalım.''

Organizasyonun birlik ve beraberlik içinde oluşmasına katkısı olan herkese şahsı ve devlet adına teşekkür eden Başbakan Erdoğan, Ertuğrul Gazi ve millete önderlik etmiş, başta Atatürk olmak üzere bütün büyükleri rahmetle andığını belirtti.

***

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, birlik ve beraberliği güçlendirmenin yolunun, ortak değer ve hedefler etrafında kenetlenmeyi başarmaktan geçtiğini söyledi. Erdoğan, Türkiye'nin içerde birlik ve beraberliği koruduğu süre aşamayacağı engel bulunmadığını kaydetti.

Başbakan Erdoğan, Ertuğrul Gaziyi Anma ve Söğüt Şenlikleri'nde yaptığı konuşmada, Ertuğrul Gazi'nin yaktığı meşale ve onun etrafında şekillenen duygu birliğimizin 726 yıldan bu yana hiç sönmediğini belirterek, "Bu birlik beraberlik, kartdeşlik meşalesi inşallah sonsuza kadar parlayacak ve bu kandilden parlayan ışıkla gönüllerimiz aydınlatmaya devam edecektir. Bu ulu çınar, bu köklü medeniyet dipdiri birikim arkamızda durdukça biz bu kutlu mirasa sadakatle sahip çıktıkça bu milletin sırtı yere gelmeyecektir"dedi.

İHTİLAFA DÜŞEN BEYLİKLER, İTTİFAK EDİP BİR CİHAN DEVLETİNE DÖNÜŞTÜ

Erdoğan, 726 yıl önce bu topraklarda ihtilafa düşmüş küçük beyliklerin, ittifak edip bir cihan devletine dönüşmesinde, bugün dahi alınması gereken dersler olduğuna işaret ederek, annesi Hayme Ana'nın oğlu Ertuğrul Gazi'ye verdiği mesajda saklı olduğunu söyledi. Devletin, milletin birliği, dirliğinin ancak adaletle sağlanabileceğin belirten Hayme Ana'nın sözlerini asırlar sonra tekrar etmek etmek istediğini ifade eden Erdoğan, Hayme Ana'nın şu sözlerini okudu:

"Boyundan, soyundan olsun olmasın insanlara adil davran. Adaletten ayrılma ki insanların birlik ve dirlik kazansın. Yurdunda obanda herkes gezsin, ululuk isteyen töreden ayrılmasın. Bu dünya bir oturma yeri değildir. Yapacağın iyi ve doğru işlerle insanların hizmetinde bulunursan ancak iftihar edebilirsin. Yüreğinden imanı, dilinden duayı, davarınışından fazileti hiç eksik etme. Bir de sabırlı ol. Ekşi koruk sabırla tatlı üzüm olur."

Bu topraklarda 726 yıl önce sadece dünyanın gördüğü en muhteşem devletlerden birinin temeli atılmadığını vurgulayan Erdoğan, "Aynı zamanda dünyanın en muhteşem medeniyetlerinden birinin de temeli atılmıştır. Osmanlı diğer bir çok bakımdan olduğu gibi medeniyet üretmek bakımından da münbit olan bu topraklarda vücut bulmuş en önemli medeniyetlerden biridir. Osmanlı'nın diğerlerinden en önemli farkı, diğer medeniyetleri yok ederek değil, onları da için alacak şekilde kurmuş olmasıdır. Bugün rahmetle andığımız Ertuğrul Gazi'nin temellelirini attığı, Osman beyin devlet haline getirdiği devletin tarihte bıraktığı büyük izin en önemli nedeni budur" diye konuştu.

BATI, MEDENİYETİMİZE, BİR ORTAÇAĞ VE İKİ DÜNYA SAVAŞINDAN SONRA ULAŞTI

Osmanlı Devleti'nin bugün batı medeniyetinin temeli olan bir çok değeri ihtiva ettiğine dikkat çeken Erdoğan, farklı dilleri konuşan, farklı dinlere mensup milyonlarca insanın, Osmanlı'da barış ve huzur içinde yaşadıklarını, Batı'nın bu medeniyet düzenine karanlık bir Ortaçağ ve iki dünya savaşı yaşadıktan sonra ulaştığını hatırlattı.

Erdoğan, medeniyetler çatışması tezini ortaya atanlar, doğu medeniyetiyle batı medeniyetinin hep birbirlerinin karşıtı olarak düşündüklerini dikkat çekerek, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Oysa Osmanlı medeniyeti tecrübesi, bu iki medeniyetin birbirinin karşıtı olmadığını tam tersine birbirinin tamamlayıcısı olduğunu ortdaya koymuştur. Medeniyet tasavvurumuzda demokrasi, insan hakları ve özgürlükler üzerine kurulu modern devlet anlayışını nasıl yok sayabiliriz. Edebiyat, sanat, kültür alanında dünyada ortaya çıkmış birikimi nasıl elimizin tersiyle itebiliriz. Elbette bunların hepsi kim üretmiş olursa olsun aynı zamanda bizimdir. Ama bizim bunların ötesinde de değerlerimiz vardır. Yaşadığımız coğrafyadan tavarüs eden değerlerimiz vardır. İman ve ahlakla şekillenen köklü değerlerimiz vardır. Bütün bunlarla artık dünyanın ortakr mirası haline dönüşen çağdaş kazanımları bir arada değerlendirecek medeniyetin merkezinde Türkiye vardır. Bunu gittiğimiz her yerde, Orta Asyada, Balkanlar, Kuzey Afrikada hatta Avrupa'da dünyanın her yerinde görüyoruz. Dünyanın geldiği yer, muasır medeniyet idealinin sadec bir bölgeyle, bir toplumla sınırlı olmadığını göstermektüedir."

AB'ye üyelik hedefi ve BM'nin medeniyetler ittifakı projesi, Türkiye'nin sahip olduğu muazzam potansiyel ile diğer ülkelerin işbirliğine güzel bir örnek olacağını vurgulayan Erdoğan, "Tasavvur ettiğimiz medeniyetin temelleri elbette bizde olacak. Ama Osman Gazi'nin rüyasında olduğu gibi dalları tüm dünyayı için alacaktır" şeklinde konuştu.

COĞRAFİ SINIRLAR DEĞİL, MEDENİYETİN GÜCÜ ESAS

Erdoğan, coğrafi sınırların değil, medeniyetin gücünün esas olduğu bir çağda yaşandığını belirterek, bugün burada Ertuğurul Gazi'yi anarken, bizlere düşenin Osmangazi'nin rüyasını yeniden hayata geçirmek olduğunu söyledi. Şeyh Edabali'nin Osman Gaziye nasihati gibi, geçmişten günümüze yolumuzu aydınlattığını ifade eden Erdoğan, Şeyh Edebali'nin şu sözünü okudu:

"İnsanlar vardı, şafak vakti doğar, akşam ezanında ölürler
Daima sabırlı, sebatlı ve iradene sahip olasın
Dünya senin gözlerinin gördüğü gibi büyük değildir
Bütün fethedilmeyen sırlar, bilinmeyenler, görülmeyenler, ancak senin faziletinle günışığına çıkacaktır.
Ananı atanı say, bil ki bereket büyüklerle beraberdir. Bu dünyada inancını kaybedersen, yeşilken çorak olur, çöllere dönersin
Daima açık sözlü ol her sözü üstüne alma Gördün söyleme, bildin bilme
Sevildiğin yere sık gidip gelme ki itibarın zedelenmesin
Şu üç kişiye acı;cahiller arasındaki alime, zenginken fakir düşene, hatırlıyken itibarını kaybedene
Unutma ki yüksekte yer tutanlar aşağıdakiler kadar emniyette değildir
Haklı olduğunda mücadeleden korkma."

TÜRKİYE, BİRLİK VE BERABERLİĞİ KORUDUĞU SÜRECE AŞAMAYACAĞI ENGEL YOK

Erdoğan, bu topraklar üzerinde büyük bir medeniyetin köklü bir devlet geleneğinin oluşmasında kuşkusuz bu derin sözlerin payı kadar, bu anlayışın muhafaza edilmesinin de payı olduğunun söyledi. Erdoğan, Osman Gazi'nin de kendinden sonra gelen Orhan Gaziye verdiği aynı manada, güzelllikteki mesajlarda asırlar boyunca sürecek esenliğin, kardeşlik ikliminin tohumlarını ektiğini belirtti.

Türkiye'nin, bölgesinin ve daha geniş eski Osmanlı coğrafyasının en önemli ülkelerinden birisi olduğunu söyleyen Erdoğan, "Çok geniş coğrafyada barış ve istikrar unsuru olan Türkiye, örnek bir vizyon ortaya koymaktadır. Bize düşen bu coğrafyada birlik ve beraberlik ruhunu koyarak, TC'yi muasır medeniyet seviyesinin üzerine ulşatırabilmektir" dedi.

Erdoğan, Türkiye'nin içerde birlik ve beraberliği koruduğu sürece aşamayacağı engel bulunmadığına işaret ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Birlik ve beraberliğimizi güçlendirmenin yolu ise ortak değer ve hedefler etrafında kenetlenmeyi başarmaktan geçmektedir. Şu anda buradaki tablo, tüm siyasi partilerimizin genel başkanları olarak bir arada oluşumuz, aynı şekilde farklı siyasi görüşlerden olan vatandaşlarımın bir arada oluşu, burada bir ortak paydayı ortaya koymaktadır. Bu da T.C'nin muasır medeniyetler seviyesi üzerine çıkmasıdır. Tek millet, tek bayrak, tek vatan anlaylışıdır. Türkiye ve Türk milleti küçük düşünemez. Büyük düşünmeye mecburdur. Biz sadece istanbul'u değil, Diyarbakır'dan Konya'sına, 81 vilayeti aynı sevgiyle kucaklamalı, 780 bin kilometrekare toprağımızı aynı vatan sevgisiyle sahiplenmeliyiz. Türkiye'de Saraybosna'nın Mostar'ın, Manastır'ın, Kırcaali'nin, Dobruca'nın, Sancak'ın, Piriştine'nin emaneti var. Türkiye İskeçe'nin, Girne'nin, Gazi Magusa'nın, Kerkük'ün, Kırım'ın, Bağdat'ın, Yemen'in, Trablus'un da emanetini yüreğinde hisseder. Burada Bakü'nün kardeşliğini de hissederiz, Karadağ'ın da acısını yüreğimizde hissederiz."

ERDOĞAN'DAN BAHÇELİ'YE ÖZEL İLGİ

Tören, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın şehir meydanına gelmesiyle başladı. Başbakan Erdoğan, hükümet meydanına gelişinde yan yana duran MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ile tokalaştı. Daha sonra kortej, Ertuğrul Gazi'nin türbesine yürüyüş ile başladı. Erdoğan, yürüşüy kortejinde arka sırada kalan MHP Genel Başkanı Bahçeli'yi özellikle yanında yürümesini istedi. Erdoğan ve Bahçeli yan yana yürürken aralarında Bilecik Valisi Musa Çolak yer aldı. Erdoğan'ın solunda ise BBP lideri Yazıcıoğlu yer aldı. Erdoğan, Bahçeli ve Yazıcıoğlu, türbede yan yana dua etti. Ertuğrul Gazi'nin tübresini ziyaretin ardından MHP ve BBP liderleri doğrudan tören alanına geçerken, Başbakan Erdoğan, çevredeki çadırları dolaşarak vatandaşları selamladı.

Başbakan Erdoğan, tören alanına gelişinde protokolde oturan MHP lideri Bahçeli ve diğer devlet erkanı ile tekrar tokalaştı. Erdoğan'ın Bahçeli'ye yakınlık ifadesi olarak kolunu sıvazlaması dikkat çekti. Erdoğan, konuşma yapmak üzere kürsüye geçerken MHP lideri Bahçeli'yi selamlamayı ihmal etmedi.

HÜKÜMETTEN 8 BAKAN KATILDI

Törene Başbakan Erdoğan'ın yanı sıra hükümetten Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek ve Adalat Bakanı Mehmet Ali Şahi'in yanı sıra Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik katıldı.

Tören sırasında MHP lideri Bahçeli ile Kültür Bakanı Günay yan yana oturdu. Bu arada, MHP'li eski Bayındırlık ve İskan Bakanı Abdulkadir Akcan ile bir polis memuru tartıştı. Akcan'ı tanımayan polis, geçmesine izin vermeyince Akcan'dan tepki gördü. Bunun üzerine polis memuru Akcan'ın yakasından tuttu.

Babasının omuzlarındaki bir çocuk, Başbakan Erdoğan'a, "Babama iş sağladığınız için teşekkür ederim" yazılı döviz açtı. Erdoğan da çocuğa dönerek uzun bir süre el salladı.

TÖRENİN GÖZDESİ 63 YAŞINDAKİ HATİCE TEYZE

Diğer yandan, korteji selamlayan atlı grup arasında yer alan 63 yaşındaki Hatice Eser, törenin gözdesi oldu. At binmeyi çok sevdiğini söyleyen Hatice Eser, "Ata, çocukluğumdan beri binerim" dedi.

TÖRENDEN NOTLAR

Törende Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün telgraf mesajı yoğun alkış aldı.

MHP lideri Bahçeli, tören alanına girişte kapının dar olması sebebiyle yaşanan arbedede ezilme tehlikesi geçirdi. Kortejin geçtiği yola gülsuyu döküldü. Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, zaman zaman kortejden ayrılarak, çevredeki vatandaşlarla sohbet etti. Geçen yıl yaşanan olaylar sebebiyle yoğun güvenlik önlemleri dikkat çekti. Törende, bin 750 polis görev yaptı.

8 Eylül 2007 Cumartesi

Ladin'in Yeni Videosu Çıktı / video

ABD'li üst düzey bir yetkili, hükümetin El Kaide lideri Usame Bin Ladin'in 11 Eylül saldırılarıyla ilgili son video kasedinden bir kopyayı ele geçirdiğini ve incelemeye aldığını açıkladı.

ABD Hükümeti'nden isminin açıklanmasını istemeyen üst düzey bir yetkili, hükümetin terör örgütü El Kaide'nin lideri Bin Ladin'in 11 Eylül saldırılarıyla ilgili son video kasedini ele geçirdiklerini açıkladı.

Olayla ilgili detaylı bilgi vermekten kaçınan yetkili, kasedin incelendiğini ifade etmekle yetindi.

Kısa süre önce Amerikan yayın kuruluşu CNN, Bin Ladin tarafından 11 Eylül saldırılarının 6. yıldönümünde yayınlanmak üzere hazırlanan bir video kasedin kopyasının ABD Hükümeti tarafından ele geçirildiğini ve incelendiğini duyurmuştu.

Porsche'yi Böyle Parçaladı / video

Bir çılgınlığa imza atan sanat galeri, 500 milyarlık yeni Porsche arabayı prese sokup tanınmaz hale getirdi.Yandan ve üstten dev pres makinasına sokulan araba galeride böyle sergilendi...

6 Eylül 2007 Perşembe

Direksiyonda Kalp Krizi Geçirince / video

Aşırı hız yapan araç, kırmızı ışıkta duran 3 araca çarptıktan sonra karşıdan karşıya geçen lise öğrencisini işte böyle ezdi



Balıkesir'in Edremit İlçesi'ne bağlı Güre Beldesi'nde tatil yapan lise öğrencisi İbrahim Köseoğlu, direksiyon başında yüksek tansiyona bağlı kalp krizi geçiren Ahmet Hacıoğlu'nun kullandığı otomobilin altında kalarak yaşamını yitirdi.

Kazada iki otomobile daha çarpan Hacıoğlu da kaldırıldığı Edremit Devlet Hastanesi'nde hayatını kaybetti. Kaza, MOBESE kamerası tarafından saniye saniye görüntülendi.

Kaza, bugün saat 09.30 sıralarında Edremit İlçesi Güre Beldesi Kavşağı'nda meydana geldi. Yönetimindeki 34 ZG 4641 plakalı otomobiliyle Altınoluk Beldesi'nden Edremit'e giden 60 yaşındaki Ahmet Hacıoğlu, yüksek tansiyona bağlı kalp krizi geçirince, direksiyon hakimiyetini kaybetti. Kontrolden çıkan araç, önce ışıklarda bekleyen 34 EZ 1040 plakalı otomobile, ardından da yolun karşısına geçmek için orta refüjde bekleyen 16 yaşındaki İbrahim Köseoğlu'na çarptı. Hızını alamayan otomobil refüjü aşarak karşı yönden gelen 10 DN 555 plakalı başka otomobile çarparak durabildi. Kazada, Manisa'nın Kula İlçesi'ndeki Üftadiye Koleji 2'nci sınıf öğrencisi İbrahim Köseoğlu, olay yerinde yaşamını kaybetti. Kalp krizi geçiren Ahmet Hacıoğlu ise ambulansla kaldırıldığı Edremit Devlet Hastanesi'nde yapılan tüm müdahalelere karşın kurtarılamadı.

Köseoğlu'nun cesedi olay yerinde yapılan incelemenin ardından Edremit Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı. Bir süre önce annesiyle birlikte tatil için beldeye gelen İbrahim Köseoğlu'nun, Köseoğlu Bakır Fabrikası'nın sahibi 6 çocuk babası İbrahim Köseoğlu'nun tek erkek evladı olduğu öğrenildi.

Jandarma ekipleri, MOBESE kameraları tarafından da görüntülenen kazanın Hacıoğlu'nun direksiyon başında kalp krizi geçirmesi sonucu meydana geldiğini bildirdi.

Kurtlar yeni sezona nasıl girecek? Video

Kurtlar Vadisi'nin resmi sitesi yeni sezonda Polat ve ekibinin nasıl kurtulacağına dair ip uçları verdi.

Video’da göze ilk çarpan Polat’ın çiçeğin içinde bombanın olduğunu fark etmesinden sonra son 3 saniyenin hızla akması.

Yeni bölümde büyük bir ihtimalle o çiçek kapının girişine doğru fırlatılacak ve bütün ekip küçük bir hasarla kurtulacak. Ama Vadi’de kanlı çatışmalar ve süper diyaloglar daha da kuvvetlenecek.


Anelka'nın bir haftası / VİDEO

O bir yıldız. Fransız televizyonu son günlerde yıldızı giderek parlayan Anelka'yı bir hafta boyunca takip etti. "La semaine de Nico" yani "Nic'in bir haftası" adlı programda yıldız futbolcunun 7 gün boyunca günlük yaşantısı kayıt altına alındı. İşte Anelka'nın hiçbir yerde göremeyeceğiniz çok özel görüntüleri. Yine ilk kez videohaber'de izliyiorsunuz.


İngiliz cimnastikçinin inanılmaz yükselişi / VİDEO

Elizabeth Tweddle 22 yaşında ,Güney afrika asııllı, 7 yaşından beri Artistik Cimnastikçi
İlk kez 2001'de Dünya şampiyonalarında boy gösterdi, 2002'de bronz kazandı ve madalya kazanan ilk ingiliz sporcu oldu. 2003'te İngiltere'de en iyi cimnastikçi gösterilmeye başlandı. 2006'da da Avrupa ve Dünya dünya şampiyonluğunu aynı anda kazandı...Stuttgart'ta yapılan 2007 Dünya Artistik Salon Şampiyonasında da favori olan Elitabeth Twedle göstresiyle takımını sürükledi. Twedle gösterisinden önce barı elindeki su tabancasıyla izleyenlerin şaşkın bakışları arasında ıslattı...

İŞTE TWEDDLE'NİN STUTTGART'TAKİ GÖSTERİSİ

2002'DE BRONZ MADALYA KAZANDI

2006'DA TWEDLE HEM DÜNYA HEM DE AVRUPA ŞAMPİYONU

Koreli spikeri şaşırtan protesto / video

Kore'nin ulusal televizyonunda, kimliği belirsiz biri spikerin arkasından yaklaşıp haberleri protesto etti. İşte spikerin şaşırıp kaldığı an...

3 Eylül 2007 Pazartesi

Bu nasıl bir cumhuriyet / video

CHP'liler sustular sustular, en sonunda dayanamayıp Baykal'ı eleştiren bir video klip yaptılar. Klipte Baykal görüntülerine fon müziği olarak seçilen parça ise oldukça manidar; Yalın'dan BU NASIL BİR CUMHURİYET...

İki uçak havada işte böyle çarpıştı VİDEO

Polonya'da düzenlenen uçuş gösterisinde iki uçak havada çarpıştı.

Varşova'ya 100 km uzaklıktaki Radom Havaalanı'nda dün düzenlenen hava şovunda, Çek yapımı Zlin-50 tipi iki uçağın pilotları akrobatik gösteri yaparken birbirleriyle çarpıştı.

Kaza anı şovu canlı olarak yayınlayan kanalın kameraları tarafından saniye saniye görüntülendi...



İki pilotun da öldüğü kazayla ilgili olarak inceleme başlatılırken fuarda bugün yapılması planlanan etkinlikler de iptal edildi.

F-tipi problemi devam ediyor / video

20 Ekim 2000'de, ülke genelindeki 48 cezaevinde, Terörle Mücadele Yasası'nın kaldırılması ve F tipi cezaevlerinin yapımının durdurulması talebiyle, 284 tutuklu ve hükümlü ölüm orucuna, 1249u ise açlık grevine başladı. 19 Aralık 2000'de, 48 cezaevinin 20sinde, "hayata dönüş" adıyla eşzamanlı operasyonlar düzenlendi. Bu operasyon sonrasında 2si asker 32 kişi yaşamını kaybetti. Tüm bunlara rağmen ölüm oruçları devam etmekte ve şu ana kadar içerde ve dışarda toplam 122 kişi yaşamını yitirdi.

1 Eylül 2007 Cumartesi

Olmaz böyle kaza - Video

Bolu'da, alkollü olduğu iddia edilen sürücünün kullandığı otomobil kontrolden çıkarak yol kenarındaki akaryakıt istasyonuna girdi. Akaryakıt pompasını devirerek bir kişinin yaralanmasına neden olan sürücüsü kaçtı.Kaza, gece saat 04.00 sıralarında Karaçayır Mahallesi'nde bulunan Daylan Petrol İstasyonu'nda meydana geldi. Karacasu Beldesi yönünden şehir merkezine gitmekte olan Özgür Şatıroğlu idaresindeki plakası belirlenemeyen otomobil, sürücüsünün direksiyon hâkimiyetini kaybetmesi sonucu yol kenarındaki akaryakıt istasyonuna girip, yakıt pompasına çarptı. Güvenlik kamerasının saniye saniye görüntülediği kazada yakıt pompası, yakıt alan minibüsün üzerine devrildi. Minibüs ile pompanın arasında kalan istasyon görevlisi Ekrem Oruç yaralandı.Otomobilin hızının düşük olması olası bir faciayı önlerken, kazadan yara almadan kurtulan ve alkollü olduğu iddia edilen sürücü Özgür Şatıroğlu, yanındaki arkadaşıyla birlikte olay yerinden kaçtı.Hafif yaralanan Ekrem Oruç ise arkadaşları tarafından Köroğlu Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Hastaneden taburcu olan Ekrem Oruç, kaza anında çok korktuğunu belirterek, "Ben benzin dolduruyordum. Bir anda büyük bir ses duydum ve pompa ile minibüsün arasında sıkıştım. Daha sonra arkadaşlarım hastaneye kaldırdı" dedi.Kaçan sürücü daha sonra polis tarafından yakalanarak, ifadesi alınmak üzere karakola götürüldü.



 

Site Bilgisi

Türkiye'den ve dünyadan güncel video haberler. Son haberler, Spor, Siyaset, Kültür Sanat, Magazin, Ekonomi, Dış Haberler, Politika Haberleri, Eğlence
Video Haber Copyright © 2009 BT Designed by Pie BT
    DISCLAIMER! We do not host or upload any of the files that are available on this Weblog. We merely search on INTERNET and index popular files openly available to anyone.